Sayfalar

25.12.2015

KÜÇÜREK ÖYKÜLER - 1



TESTİ
“Şerbetimiz de yok ki ikram edelim size,” dedi. “Ama şu testi su dolu. Helaldir, için kana kana,” deyip arka odaya geçti. Çocuk ağlıyordu. Bir tokat sesi geldi. Çocuk sustu. Çocuğu dövdü diye, içmedim suyunu, zehir akıttım testiye. Geri geldiğinde bir şamar izi vardı yüzünde. Dayağı o yemişti. Arkasını dönünce alıp fırlattım testiyi bahçeye, zehri içmesin diye. Testiden dökülen şerbetti. Çocuk ağlıyordu içerde.

KÖPRÜ
“Önüme uzanıp köprü olsa, üstünden yürüyüp geçemem,” demişti. Yıllarca iyiliği dokunmuş ona. Okutmuş, işe sokmuş, evlendirmiş. Artık sıra ondaymış. “Öl!” dese, ölürmüş. Bir gün karşılaştık. “İyilikten maraz doğar,” dedi, “İnsanlara iyilik yapmayacaksın, daha da fazlasını istiyorlar hep.” “Öl dese, ölecek olan sen değil miydin?” dedim. “Olur mu,” dedi, “ben tırnağımla kazıyarak geldim buralara.”

BİSİKLET
Babam hep bisiklete binermiş dükkânına giderken. Gençliğinde fırtına gibi bisiklet sürdüğü yollardan ekmek parasını kazanmak için geçermiş. Kötülemiş işler. Dükkânı satıp terk etmişler orayı. Yolum düştü yıllar sonra. “İşte,” dediler, “babanın dükkânı bu.” Bir de baktım, bisikletçi olmuş dükkân, babamın geçmişini toplar gibi.

HAK
“Hakkınızı helal edin,” dedi odamdan çıkarken. “Helal olsun,” dedim, “sen de helal et.” Baktım, gitmişti çoktan. Anladım ki, ayrılıkmış helal ettiğim hak.

KEDİLER
Hayatta en çok kedilerine değer veriyordu. Kedileri kimi severse, onları seviyordu. O yüzden yıllardır hep hüzündü yaşadığı. Kediler en çok yaralıları seviyordu.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder