Sayfalar

7.03.2016

Şehirler Arası

şehirler arası mola yerleri
gibiyim
çok insan geçer içimden
bozkırın ortasında ben
yapayalnız kalırım

sahipsiz dereler
gibiyim
çok su içilir kıyılarımdan
yataklarım yetmez kendime
kendimden taşarım

durgun göller
gibiyim
atlarken herkes sularıma
duru ve berrak
kendi içime akarım

volkanlar
gibiyim
taşarken içimden lavlarım
sana doğru eğilir
üstü çorak dağlarım

6.03.2016

Kahve Kokulu Bir Bahar


kahve kokulu bir bahardı
edip cansever'di bir yanım
bir yanım cemal süreya'ydı
kahve kaşıkları elimde
baştan başa ölçtüm hayatı
eliot'tı bir yanım
bir yanım ben jonson'dı
hem de bütün kara parçalarında
anadolu hariç değil
baktım pek de yoksulmuşuz
nasıl koşacaktık
kısacık geceleri ayışığında
bir öpüş bırakmış mı ki celia
bardağın kıyısında
bana mısın demedi hayat oysa
masa da masaymış ha

25.01.2016

KÜÇÜREK ÖYKÜLER II



CİNAYET
“Hoca, sen ne diyorsun bu işe?” dedi çayını karıştırırken, “nereye varacak bu işin sonu?”
“Bilemem,” dedim.
“Bak,” dedi, “hocam biz anlamayız, tahsilli değiliz senin gibi, ama bana soracak olursan, ben hepsini astırırım.”
“Kimleri astıracaksın?” dedim, “vuranları mı?”
“Hoccaa,” dedi her saldırıya geçişinde yaptığı gibi “C”leri ikileyerek, “laflarına dikkat et!”
“Vurulanı astıracak halin yok ya,” dedim.
Sigarasının izmaritini ezerek söndürüp kalktı masadan.



KÜS
“Niye hiç yazmadın?” dedi sanki hiçbir şey olmamış gibi.
“Niye yazayım ki?” dedim, “ben istenmediğimi anlarım. Ben sana ‘Bir daha yazma,” deseydim sen ne yapardın?”
“Yazmazdım,” dedi.
“Ben de öyle yaptım,” dedim.
“Hiç anlamıyorsun,” dedi.
“Neyi anlamam gerekiyor?” diye sordum.
“Anlamıyorsun işte,” dedi ve kalktı gitti.
Neyi anlamam gerektiğini hala bilmiyorum. Yoksa niye olsun içimdeki bu kavurucu merak.

PENCERE
“Gelen giden yok yine bugün,” derdi annem pencereden dışarı bakarak.
Penceremizden görünen sadece dağlardı.

 

1.01.2016

Yaşamanın Koşulu



Conditions of Living, Ben Jonson

Living a whole life has three conditions:
absorbing work which demands and brings fulfilment,
a group of friends with whom to exchange minds,
and a full love to be lost in all the time.

Of these I have the easier two,
but lack the third in lacking you.

Yaşamanın Koşulu

Üç şart var dolu dolu yaşamak için:
önce emek isteyecek, tatmin edecek bir işin
sonra arkadaşların fikir alıp vereceğin,
ve de her vakit içinde yitip gideceğin bir sevgin.

İlk ikisi kolay, bende var,
ama üçüncüsü yok senin yokluğun yar. 

Çeviren: Mehmet Ali Çelikel

25.12.2015

KÜÇÜREK ÖYKÜLER - 1



TESTİ
“Şerbetimiz de yok ki ikram edelim size,” dedi. “Ama şu testi su dolu. Helaldir, için kana kana,” deyip arka odaya geçti. Çocuk ağlıyordu. Bir tokat sesi geldi. Çocuk sustu. Çocuğu dövdü diye, içmedim suyunu, zehir akıttım testiye. Geri geldiğinde bir şamar izi vardı yüzünde. Dayağı o yemişti. Arkasını dönünce alıp fırlattım testiyi bahçeye, zehri içmesin diye. Testiden dökülen şerbetti. Çocuk ağlıyordu içerde.

KÖPRÜ
“Önüme uzanıp köprü olsa, üstünden yürüyüp geçemem,” demişti. Yıllarca iyiliği dokunmuş ona. Okutmuş, işe sokmuş, evlendirmiş. Artık sıra ondaymış. “Öl!” dese, ölürmüş. Bir gün karşılaştık. “İyilikten maraz doğar,” dedi, “İnsanlara iyilik yapmayacaksın, daha da fazlasını istiyorlar hep.” “Öl dese, ölecek olan sen değil miydin?” dedim. “Olur mu,” dedi, “ben tırnağımla kazıyarak geldim buralara.”

BİSİKLET
Babam hep bisiklete binermiş dükkânına giderken. Gençliğinde fırtına gibi bisiklet sürdüğü yollardan ekmek parasını kazanmak için geçermiş. Kötülemiş işler. Dükkânı satıp terk etmişler orayı. Yolum düştü yıllar sonra. “İşte,” dediler, “babanın dükkânı bu.” Bir de baktım, bisikletçi olmuş dükkân, babamın geçmişini toplar gibi.

HAK
“Hakkınızı helal edin,” dedi odamdan çıkarken. “Helal olsun,” dedim, “sen de helal et.” Baktım, gitmişti çoktan. Anladım ki, ayrılıkmış helal ettiğim hak.

KEDİLER
Hayatta en çok kedilerine değer veriyordu. Kedileri kimi severse, onları seviyordu. O yüzden yıllardır hep hüzündü yaşadığı. Kediler en çok yaralıları seviyordu.


17.11.2015

Kumrular



Üzerime kumrular konmuş
Bir elektrik teli gibiyim
Güvenip üzerime konanlar
Ürkmesin diye hep tedirginim

Uzanmaya çalıştıkça
Kayar gider diye tuttuklarım
Korkudan titrer yaklaştıkça
Kaçırmaktan yorgun ellerim
Gidenlere daha ne kadar üzüleyim

Oysa yüreğime saplanmış
Kırgınlıklarım var benim
Ne yarasa çığlıkları
Ne de kuğuların ağıtı
En çok çocuk çığlıklarıyla
Dağlanır yüreğim